Kullanıcı deneyimine giden sürece daha çok kullanılabilirliği ölçme üzerine yapılan çalışmalardan ulaşılmıştır. Bir ürün ya da hizmetin kullanılabilir olmadan kullanıcısına iyi bir deneyim yaşatması mümkün değildir. Bu sebeple, kullanıcı deneyimi alanındaki çalışmalarda kullanılabilirlik ön şart olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kullanılabilirlik “bir ürünün potansiyel kullanıcıları tarafından, belirli bir kullanım bağlamı içinde, amaçlanan kullanım hedeflerine ulaşmak için, etkin, verimli ve tatmin edici bir şekilde kullanılabilme derecesi” olarak tanımlanmaktadır. Bu açıdan kullanılabilirlik, işe yararlılığı kolaylaştıran etmen olarak görülmekte ve özellikle kullanım işlevlerinin yerine getirilip getirilmediğine odaklanmaktadır. Kullanıcıların olumlu deneyim yaşayıp yaşamadığı ile ilgilenmeyen kullanılabilirlik çalışmaları, kullanıcı deneyimi açısından laboratuvar ortamlarında oluşturulan kullanılabilirlik testleri ile sınırlı kalmıştır.
Kullanılabilirlik bir ürünün özelliğini ifade ederken, ürünlerle etkileşimin anlık niteliklerinden olan estetik çağrışımlar, keyif, heyecan, meydan okuma ve benzerleri insan deneyimleriyle ilgili durumlara yeterince değinmediği için kullanıcı deneyimi açısından yetersiz bulunmaktadır. Kullanılabilirlik, deneyimin duygusal yönlerinden çok bilişsel ve işlevsel yönlerine odaklanmaktadır.
Kullanılabilirliğin kullanıcı deneyimi için yeterli olmadığını dile getiren Donald Norman, “Duygusal Tasarım” kitabı ile kullanıcı deneyimi açısından duygusal deneyime vurgu yaparak kullanıcı deneyimini; bir ürünün kullanılabilirliğinin ötesinde, kullanıcısının psikolojik ihtiyaçlarını da karşılaması gerektiğini belirtmiştir. Tasarım alanında deneyimin ön plana çıkmasıyla, kullanılabilirlik kavramının neden olduğu bu hayal kırıklığı kullanılabilirlik kavramının kullanıcı deneyimi ile ilişkisinin sorgulanmasına neden olmuştur.