Ürün merkezli görüşte kullanıcı ile ürün arasındaki etkileşim tarafından oluşturulmuş bütün duyuların tatmin edilme derecesini (estetik deneyim), ürüne yüklenilen anlamları (anlamsal deneyim) ve açığa çıkan duyguları (duygusal deneyim) kapsamaktadır.
Ürün merkezli görüşler daha çok üretim odaklı olarak tasarım mesleğinde uygulanabilecek kuralların ifadesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Alben ve arkadaşlarının kullanıcı deneyimini değerlendirmek üzere ortaya koyduğu ölçütlerden yola çıkarak şekillenen bu görüş “Deneyimin Kalitesi: Etkileşim Tasarımı için Değerlendirme Ölçütleri” adlı makalede ortaya konan ölçütleri içermektedir. Çalışmada bu değerlendirme ölçütleri “kullanıcıyı anlama”, “öğrenilebilir ve kullanılabilir olma”, “ihtiyaç duyulma”, “değişebilir olma”, “etkili tasarım süreci”, “uygunluk”, “estetik deneyim” ve “kontrol edilebilirlik” şeklinde 8 başlıkta toplanmıştır. Ürün tasarımın nitelikleri ve bu niteliklerin kullanıcıların deneyimlerini nasıl etkileyeceği bu ölçütler altında yer alan sorularla kolaylıkla tespit edilebilmektedir.
Tasarımcının, kullanıcının ihtiyaçlarını ve çevresini ne kadar iyi anladığı ve bununla ilgili öğrendiklerini tasarladığı ürüne nasıl yansıttığı ile ilgili değerlendirmeler kullanıcıyı anlama ölçütünde tanımlanmıştır. Ürünün kolay öğrenilebilmesi ve kolay kullanılabilmesi öğrenilebilir ve kullanılabilir olma ölçütünde değerlendirilmektedir. Bu ölçüt ürünün tasarımının amacını kolaylıkla ifade edilebilmesi, kullanıcıların farklı seviyelerdeki yeteneklerini, tecrübelerini göz önünde bulundurarak farklı kullanım yollarının düşünülmesine olanak sağlaması gibi unsurları bünyesinde barındırmaktadır. Ürünün ne tür ihtiyaçları karşıladığı, bununla beraber sosyal, ekonomik ve çevresel anlamda kayda değer bir katkı sağlayıp sağlamadığı ise ihtiyaç duyulma ölçütünde değerlendirilmektedir.
Ürünün zaman ve değişen kişisel ihtiyaçlar karşısında uyarlanıp uyarlanamaması ile kullanıcının şartlarına ve ihtiyaçlarına yönelik olarak değişebilir olması beklenmektedir. Bu ise iyi düşünülmüş etkili bir tasarım süreci ile mümkündür. Etkili tasarım süreci; ortaya çıkabilecek tasarım sorunlarını, gerekçelerini ve sorunların çözümünde kullanılacak yöntemlerin neler olabileceğini kullanıcıyı sürece dâhil ederek elde edilebilir. Tasarım süreci amaçlarını desteklemeye yönelik olarak hangi disiplinler ile nasıl bir işbirliği yapılacağı, zaman ve mali planlamaların yönetimi gibi uygulamaya yönelik ölçütler bu başlıkta ele alınmaktadır. Ürünün arzu edilen ihtiyacı ya da sorunu etkili ve yerinde bir yaklaşımla çözüp çözmediği uygunluk ölçütünün kapsamına girmektedir.
Kullanıcı açısından kullanımının estetik olarak keyif verici ve duygusal açıdan tatmin edici olup olmadığı, estetik deneyim başlığında irdelenmektedir. Ürünün görsel, etkileşimsel ve endüstriyel tasarım anlamında çevresiyle bütüncül bir yaklaşımla tasarlanıp tasarlanmadığı, tasarımın biçim ve ruhunun bütün tasarım ögelerinde korunup korunmadığı estetik deneyim başlığında ifade edilmiştir. Ürünün kullanımının nasıl öğretileceği, bakımının nasıl yapılacağı, maliyetinin ne olacağı ve nasıl satılacağı gibi konularda tasarımcının düşünceleri kontrol edilebilirlik başlığı altında ele alınmaktadır.
Ürün merkezli görüş kullanıcıların deneyimlerini şekillendirmede duygusal düzeyde içgüdüsel, davranışsal ve yansıtıcı tasarımlarla etkilemeye çalışmaktadır. İçgüdüsel tasarım kullanıcının önüne konulan tasarıma karşı vereceği ilk duygusal tepkilerin gözlemlenmesiyle ilgilenmektedir. Davranışsal tasarımda ise görünümden daha çok kullanıcıla- rın ürünü nasıl kullanacaklarını anlamaya odaklanmaktadır. Bu aşamada önemli olan iyi bir davranışsal tasarımın gerektirdiği işlev, anlaşılabilirlik, kullanılabilirlik ve fiziksel his koşulunun yerine getirilmiş olmasıdır. Yansıtıcı tasarımda görünüm ve davranışın ötesinde kişinin ürün ile ilgili izlenimi belirleyici olmaktadır. Yansıtıcı tasarım uzun süreli müşteri deneyiminin oluşmasına yönelik anlam oluşturmaya yöneliktir. Kullanıcılar, çevrelerindeki her türlü uyarıcıyı görme, işitme, tatma, dokunma ve koklama duyularından biri ya da aynı anda birden fazlası ile algıladığından bu duyu türlerine yönelik her bir farklı etkileşim kişinin ürün deneyimini etkilemektedir.