Gereksinim yani ihtiyaç, gereklilik ve elde edilmesi lazım olan şey demektir. Bireyler arasında farklılık gösterir. İhtiyaç karşılandığında haz, karşılanmadığında ise acı ve hüzün vermektedir. Zaman içinde kendini tekrarlayarak alışkanlık hâline gelebilen gereksinimler, kullanıcının sınırsız ve öznel olan duygularını ifade etmektedir.
İnsanın varlığında kilit bir role sahip olan ihtiyaç olgusu, İbn Haldun tarafından “insanın toplumsal yönüne ivme kazandıran, toplumların medeniyete ulaşması ya da yok olmasında etkili olan bir güç” olarak ifade edilmektedir. İnsanların ihtiyaç tanımlamaları ve neyi ihtiyaç olarak gördükleri o toplumun yapısını, dolayısıyla içindeki insanların ayırt edici özelliklerini yansıtmaktadır.
İbn Haldun, yaptığı ihtiyaçlar sınıflamasında zarurî, hâcî ve kemalî ihtiyaçlar şeklinde üç çeşit gereksinimden söz etmektedir. İlk olarak yaşamak için gerekli olan beslenme ve güvenlikle ilgili ihtiyaçları zarurî ihtiyaçlar şeklinde tanımlamıştır. Bu temel gereksinimlerin ardından hâcî ihtiyaçlar olarak zaruri olmayan ama mevcudiyetiyle insanı rahatlatan unsurlara duyulan ihtiyaçları belirtmiştir. Son olarak temel ve asli ihtiyaçların ötesinde insanların düşünce kaygılarını ve estetik beklentilerini karşılayan kemalî ihtiyaçlardan söz etmektedir.
İnsan gereksinimlerini bilimsel olarak ifade eden ilk yaklaşım, Abraham Maslow’un 1943 yılında yayınladığı “İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi” çalışmasıdır. İnsan gereksinimlerinin önem ve önceliklerini ifade etmede genelde bu beş düzeyde sunulan sınıflama temel alınmaktadır. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi olarak bilinen bu sınıflama iki varsayım üzerine oturmaktadır. Bunlardan ilki “insan davranışlarının temelinde gereksinimlerin bulunduğu”dur. Bu varsayıma göre, insanların davranışlarını anlayabilmek adına onların gereksinimlerinin neler olduğunu bilmemiz gerekmektedir. İkinci varsayım ise “gereksinimlerin önceliği ve şiddeti” olduğudur. İhtiyaçları hiyerarşik olarak ele alan bu yaklaşım insanın en alttaki ihtiyaçların karşılanmasının ardından bir üstteki ihtiyaç kategorisine doğru yöneleceğini ifade etmektedir.
Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi; fizyolojik gereksinimler (nefes, besin, su, cinsellik, uyku, denge, boşaltım), güvenlik gereksinimleri (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği), ait olma ve sevgi gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık), saygınlık gereksinimi (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı) ve kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdem, yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü) olarak beş temel kategori şeklindedir. Bu beş temel güdünün yanında, Maslow bilişsel ve estetik gereksinimlerden de söz etmektedir. İhtiyaçlar hiyerarşisi farklı insanların, farklı ihtiyaç düzeylerinde olduğunu belirtmektedir. Kullanıcının davranışlarını anlayabilmemizi sağlayan ve davranışlarının bu ihtiyaçların baskısıyla şekillendiğini gösteren önemli bir yaklaşımdır. Kullanıcı deneyimi açısından, ürün ve hizmetlerin kullanıcısının ihtiyaçlarına, amaçlarına ve deneyimlerine katkısını anlamamıza yardımcı olmaktadır. Bu şekilde bir bakış açısıyla, tasarımda kullanıcının güdülerinin tatmin edilerek kullanıcı memnuniyetinin sağlanması amaçlanır.